Baba Masnsur
İMAM ALİ’DEN ÖZ DEYİŞLER
Pir Selçuk Sevin Dede Babamansur Kur Hüseyin Dergahın Postnişi Sütlüce Köyü(Karer)/ BİNGÖL

EBU SAİD BAHTERİ’DEN AKTARILAN BİR HUTBEDEN:
İmam Ali daha sonra şöyle buyurur. Şayet isteseydim, Fatiha’nın tefsirinden yetmiş deve yükü kitap yazardım.(33)
İlmim bütün alemlere ihata etmiştir.
Ben her küçük ve büyüğün emiriyim.
Geçmiş ve gelecek hepsi bende,
Bütün Gayp sırlarının kaşifiyim.
Ve ben sonrakilerin ilmini gizledim.
İşte ben öncekilerin ilmine haiz oldum,
(Not: Bu şiir başka bir kaynakta aşağıda ki gibi türkçeye çevrilmiştir. Kazım Balaban)
Bütün alemleri muhitim ve alimim.
Her kayyumun kayyumu benim.
Olmuş ve olacak hepsi bende.
Esrar-ı Gaybın hepsini açtım.
Ve ben ahirinin ilmine ketumum.
İşte ben evvelinin ilmine haiz oldum.
İmam Ali daha sonra şu şiiri okur.
Sancak-ı Muhammedinin ve Devlet-i Ahmedinin kılıcı ile ve hali ile Mehdi kaim zuhur edecek, yeryüzünü yaşanacak hale getirecek, farzı ve sünneti diriltecek. Ey şanımdan mahcup ve halimden gafil olan! Acaibat havatırımın asarıdır. Garaib zamairimin esrarıdı. Zira ben hicabı yırttım. Acaibatı izhar ettim. Kapıyı getirdim, doğruyu söyledim. Gaypların hazinelerini açtım. Kalplerin esrarını çözdüm. Maarifin letaifini derledim. Letaifin irfan rumuzlarını vazettim. Söylediğim bu sözlerin kulpuna ve yapışanlara ne mutlu. Zuhurunu haber verdiğim o İmamın yanında ibabet edenlere müjdeler olsun. Çünkü o Kitab-ı Mastur’un ve Rakkı Menşur’un manalarına vakıftır. Beyt-i Mamur’a ve Bahr-i Mescur’a girer çıkar.
İmam Ali devamla şöyle buyurur:
İlimde derinleşenler, Hakimler, Evliyalar ve Ashab yanına yaklaşarak, İmam Ali’nin bastığı yerleri öperler ve İsm-i Azam bahşı için söze devam etmesini isterler.
Rüzgarları yaratan, Ümmetleri tasarruf eden Allah’a hamd eder, İsm-i Azam ve Nur-u Akdem Muhammed ve âline salatu ve selam ederim. Bana göklerin yollarını sorunuz. Ben onları yeryüzü yollarından daha iyi bilirim. Beni kaybetmeden önce sorunuz. Göğsüm  İlahi  İlimle  denizler  gibi coşup taştı, bana istediğinizi sorunuz
İmam Ali devamla şöyle buyurur:
Bu esnada soruyu soran şahıs bir feryat çıkararak bağırır ve yere düşerek ölür.
Ben felaha erenlerin İmamıyım. Ben Kerem ve Seha sahiplerinin İmamıyım. Ben nübüvvet esrarının hazinesiyim. Ben öncekilerin haberlerini bilenim. Ben sonrakilerin haberlerini verenim. Ben kutupların kutbuyum. Ben sevgililerin sevgilisiyim. Ben zamanın beşiğiyim. Ben zamanın İsa’sıyım. Vallahi ben Allah’ın yüzüyüm. Vallahi ben Allah’ın Aslanıyım. Ben Arabın efendisiyim, sıkıntıları açan benim. Ben hakkında Le feta illa Ali denilenim. Resülullah’ın senin benim yanımdaki misalin Harun’un Musa’ya olan mertebesi gibidir dediği kimseyim. Ben Allah’ın galip Aslanıyım. Ben Ali bin Ebi Talib’im.
Ben sedeflerin incisiyim. Ben Kaf dağıyım. Ben harflerin sırrıyım. Ben zamanı kısaltanım. Ben sarsılmayan dağım. Ben ilmin zirvesiyim. Ben gaypların anahtarıyım. Ben kalplerin kandiliyim. Ben ruhların nuruyum. Ben eşbahın nuruyum. Ben önüne geçilmeyen süvariyim. Ben kınından sıyrılan kılıcım. Ben katledilen şehidim. Ben Kuranı toplayanım. Ben Beyanın binasıyım. Ben Resülüllah’ın kardeşiyim. Ben Betül Fatıma’nın kocasıyım. Ben İslam’ın direğiyim. Ben putları kıranım. Ben en iyi işiten kulağım. Ben cinnin katiliyim. Ben müminlerin salihiyim.
Ben yol göstericilerin rehberiyim. Ben koruyucuların koruyucusuyum. Ben araf’ın ricaliyim. Ben İbrahim’in sırrıyım. Ben kelim in Resulüyüm. Ben Evliyanın Velisiyim. Ben Enbiyanın varisiyim. Ben gafurun hicabıyım. Ben celilin en seçkiniyim. Ben İncilin İlya’sıyım. Ben Şedidül kuvayım. Ben livail hamdin taşıyıcısıyım. Ben mahşerin imamıyım. Ben Kevser’in sakisiyim. Ben Cennetlerin taksim edicisiyim. Ben ateşten uzaklaştıranım. Ben dinin aribeyiyim. Ben müttakilerin İmamıyım. Ben muhtarın varisiyim. Ben yardımcıların yardımcısıyım, Ben kafirlerin yok edicisiyim. Ben İmamların babasıyım. Ben kapıyı sökenim. Ben Ahzab’ı dağıtanım. Ben kıymetli cevherim. Ben ilim şehrinin kapısıyım. Ben beyyinatın müfessiriyim. Ben müşküllerin halledicisiyim. Ben Nun vel kalemim. Ben karanlıkların kandiliyim. Meta Suali benim. Ben Hel Eta süresinin memduhuyum. Ben en-Nebeül Azim (Büyük olan Haberim), ben Sıratı Müstakimim.
Ey korkak, ey habis ve ey yalancı. Kahrolası ve yok olası seni. Ben sırların sırrıyım, ben nurların ağacıyım, ben göklerin deliliyim, ben tesbih edenlerin enisiyim. Ben Cebrail’in Haliliyim, ben Mikail’in arkadaşıyım, ben meliklerin kumandanıyım, ben feleklerin semendeliyim, ben safilerin kabıyım, ben elvahın muhafızıyım, ben karanlığın kutbuyum. Ben Beyt-i Mamurum, ben bulutların yağmuruyum, ben gaypların nuruyum. Ben hüccetlerin feleğiyim, ben hüccetlerin hüccetiyim. Ben yaratılmışların doğru yola sevk edicisiyim. Ben hakikatların muhakkıkıyım. Ben tevilin açıklayanıyım. Ben incil in müfessiriyim. Ben Ali abanın beşincisiyim.
Bu esnada Süveyd bin Nevfel el-Hilali yanına gider ve şöyle sorar. “Ey Emir’ül Müminin, sen bunlar olurken orada mıydın, gözünle mi gördün, nereden biliyorsun?” Deyince İmam Ali ona dönerek, bakar ve “Keşke anan seni doğurmamış olsaydın”. Ve başlar şöyle söylemeye.
Ey insanlar, olan oldu ve olacak olan olmaktadır. Önümüzde öyle bir zaman var ki; iş başına namertler geçecek, idareyi başkaları ele alacak, arzu ve istekler artacak, reyler çoğalacak, müşküller büyüyecek, şikayetler artacak, davaların ve sorunların ardı ve arkası kesilmeyecek, yer depremlerle sarsılacak, farzlar yerine getirilmeyecek, emanet gizlenecek, hiyanet ortaya çıkacak, iddialar çoğalacak, eşkıya galip gelecek, sefihler öne çıkacak, salihler geride kalacak, Kuran sınırlanmaya ve saptırılmaya çalışılacak, Ay’ın menzilleri kızaracak, fetret zirveye çıkacak, Hicret altılanınca çökük burunlular ortaya çıkacak, önüne geleni yakıp yıkacaklar, silip süpürecekler. Keysan’a gelecekler, Horasan’ı tahrik edecekler, kaleleri yıkacaklar, kan dökerek Irak’ı fethedecekler... Âh...âh, tekrar âh, âh onlara, her bulduğunu yiyip bitiren geniş ağızlara.. Hayır... hiç çare yok, bunlara mutlaka olacak. Buyururlar.
Ortağı olmayan Allah’ın birliğine tanıklık ederim, öyle bir tanıklık ki tanıklık edeni selamete götürür ve azabtan emin kılar. Ve yine tanıklık ederim ki Muhammed onun Resulü ve Resullerin sonuncusu, Keremlisi, en faziletlisi ve Kainatın efen disidir. Hak olan davetinin fatihi ve yayıcısıdır. Allah o yüce zatı öyle bir ümmete gönderdi ki, onların şairleri putlara övgü yazarlardı. İşte o ümmete öyle nasihat etti ve hidayet kapıların açtı ki sancakları yükseldi ve mimberleri aydınlandı. Kuran mucizesi ile Şeytanı ve saltanatını perişan etti. Arabın en azgınlarının ve kafirlerinin burnunu yere sürttü. Onun davası ilk ziyaretçisi ile hak oldu. Onun temiz şeriatı ile şereflenen ebediyen şereflenir. Allah’ın salat ve selamı Resulüne ve onun mübarek ağacına (soyuna) olsun.
Gökleri ve yeri yaratan, yeryüzünü yayıp döşeyip, semayı ona tavan yapan, dağları yüceltip arza direk yapan, pınarları var edip fışkırtan, rüzgarları estiren, felaketleri emreden ve istediği zaman kaldıran, gökleri yıldızlarla süsleyen, felekleri tedbir ve teşhir eden, onları paylaştırıp menziller takdir eden, bulutları yaratıp yerden yere sevk eden, yıldızlara ışık veren, cisimleri ölçüsü ile evsafiyle halkeden, dehri dürüp dertop edip bulandıran, hadiseleri getiren ve götüren, rızıkları tekeffül eden ve tedbir eden ve ölüleri dirilten Allaha hamd ederim. Nimetlerine ve nimetlerinin bolluğuna ve o nimetlerin devamlılığına hamd ederim.
İmam Ali’nin Hutbet’ül Beyan adlı hutbesinden
“Ben hidayete eriştiren ve hidayete eren kişiyim, ben miskinlerin ve yetimlerin babasıyım, ben dullarınkocasıyım, ben her zayıfın iltica yeriyim, ben her korkanın eman yeriyim, ben müminlerin cennettekiönderiyim, bensapasağlam olan Allah’ın ipiyim , ben kopmak bilmeyen kulpayım, ben takva kelimesiyim, ben Allah’ın gözüyum, ben Allah’ın doğru konuşan diliyim, ben hakkında: “Nefsin: Yazıklar olsun bana, Allah’ın tarafına nasıl kusurda bulundum” (Zümer: 56) diyeceği kimseyim, ben Allah’ın kulları üzerine rahmet vemağfiret ile uzanmış olan Allah’ın eliyim, ben o kapıyım ki, kim beni ve hakkımı hakkıyla tanırsa şüphesiz olarakRabbini tanımış olur. Nitekim ben, onun peygamberinin yeryüzündeki vasisi ve kulları üzerine olan hüccetiyim. Bu sıfatlarımı ancak Allah’a ve Resulünekarşı çıkanlar inkar ederler.”
İmam Ali’nin başka bir hutbesinden:
TUTUYORUZ” ve “ALİ’NİN YOLU HAKTIR, ONU TUTUYORUZ”
Türkçe Anlamı Şöyledir : “ALİ HAK YOLUDUR, ONU
“Ben sırların sırrıyım...ben harflerin sırrıyım...”(32). Harflerin sırrından maksat Kuranı Kerimde bazı süre başlarında bulunan mukatta (kesik) harfleridir. Bu Harfler Allah ile Peygamberi arasında bir şifredir. İmam Ali bu sırların ne olduğunu bildirmişlerdir. Bunlar: “Elif, Lâm, Mim, Râ, Kêf, Hâ, Yâ, Ayn, Sâd, Tâ, Sin, Hî, Kâf, Nûn” Bu harflerin sayısı 14’tür. Hiç bir harf eksilmeden bu harfler bir araya geldiği zaman, şöyle bir cümle oluşturmaktadır : “ALİ SIRAT HAK, NEMSİKÜHÜ” VE “SIRAT ALİ HAK, NEMSİKÜHÜ”
İmam Ali’nin bir hutbesinden:
Allah’ım, hamd ve devamı, mülk ve kemali, sana mahsustur. O’ndan başka ilah yoktur; O’nun Hilmi, bütün hilimleri kapsamış; O’nun hükmü her hükmü sağlamlaştırmış, O’nun ilmi her ilmi alt etmiştir.”
Ademoğullarından, doğumu en temiz olanı, yıldızı en çok parlayanı, en çok sabit ve sağlam olanı, dalı hepsinden daha canlı ve taze olanı, ahdine en sâdık olanı , genç ve ihtiyarlarının en değerli olanıdır...
Kerem ve bağış O’ndan umulur. Kelamını size öğretmiş, nişanelerini göstermiş, hükümlerini sizin elinize sunmuş, helalini helal ve haramını haram kılmıştır. Muhammed’e risâletini yüklemiştir; o Resul ki yücedir; efendidir, işi sağlamdır; temizlenmiş bir temizdir.
Bilin ki ilk olmak ona mahsustur; eşi-dengi yoktur. O’nun hükmünü reddedebilecek kimse yoktur. O’ndan başka ilah yoktur; O’dur “Melik” (padişah), “Selâm” (selamet veren), “Musavvir” (şekillendiren), Allâm (çok bilen), Hâkim(hüküm süren), Vedud (çok seven-şefkatli), Mutahhir (temizleyici) ve Tâhir (temiz) olan. Onun işi beğenilmiş ve haremi bayındırdır.
“Bütün övgüler Allah’a mahsustur; o ki övgünün ehli ve yeridir. O’nun içindir hamdın en sağlamı ve en tatlısı, en mübareği ve en yukarı noktası, en temizi ve en yücesi, en değerlisi ve en iyisi! O Vahittir(yeganedir), Ehattır(tektir) ve Samettir (noksansız ve ihtiyaçsızdır). Ne babası vardır, nede evladı...
Biz, O’ndan yardım, irşâd ve hidâyet diliyoruz. O’na iman edip ona tevekkül ediyoruz. Ben O’na ihlaslı ve yakin ehli birisinin şehâdeti gibi şehâdet ediyorum. O’nun yeganeliğine imanlı ve yakınlı birisi gibi inanıyorum. Mülkünde ortağı ve yaratışında yardımcısı olmadığına tereddütsüz inanan bir kulun tevhidi gibi onu birliyorum. O, herhangi birisinin kendisine danışman, vezir, muavin, yardımcı ve benzer olmasından yücedir...”
“Minneti büyük, nimeti bol olan, rahmeti gazabından öne geçen, kelimesi eksiksiz olan, meşiyyeti geçerli olan ve hükmü yerine ulaşan kimseye (Allah’a) hamd ederim. O’na, rububiyetine ikrar eden, ubudiyetine boyun eğen, günahından ayrılan, onun tevhidine itiraf eden, azap vaadinden ona sığınan ve ondan mağfiret dileyen bir kimsenin hamdı gibi hamd ederim; öyle bir mağfiret ki onu akraba ve evlatlarından yüz çevirttiren (Kıyamet) gününün (sıkıntılarından) kurtarsın.
İbn Ebî’l Hadîd’den aktarılmıştır. “Bu, bir çoklarının naklettiği elifsiz bir hutbedir. Nakledildiğine göre Resulullah’ın ashabından bir grup, harflerden hangisinin Arap kelimelerinde daha çok kullanıldığı konusunda tartıştılar ve hepsi bunun “Elif” harfi oldu_unda ittifak ettiler. Orada bulunan Ali, her hangi bir ön hazırlık söz konusu olmadan, şu elifsiz hutbeyi okudu:
ELİFSİZ HUTBESİNDEN
Benim her dil ile konuşan, benim doğularda ve batılarda tüm yaratıkların amellerine müşahid olan, benimMuhammed olan ve Muhammed’dir ben olan. ben o manayım ki, ona ne bir isim ne de bir şüphe düşer; benim kurtuluş kapısı ve ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Aliy’ul-azim’ (Güç ve Kuvvet ancak Aliyyül Azim olan Allah’tan gelir)”
Benim ilk zamanda zikredilen ve son zamanda zuhur edecek olan, benim, zalim ve gaddarları yerlerinden çıkarıp son zamanda onlarla hesaplaşacak olan, benim Ya’us, Ya’uk ve Nusr’a şiddetli bir azap ile ceza verecek olan (bu üç isim cahilliye devrinde putların adlarıdır. İmam Ali kendi devrinde yaşamış olan üç muhalifinin adlarını rumuz olarak kullanmıştır);
Benim hidayet yolunun çerağı, benim takvanın anahtarı, benim son ve başlangıç, benim kulların amellerini gören, benim alemlerin Rabbinin emri ile yerlerin ve göklerin bekçisi olan, benim hak ile hükmeden, benim dinin diyanetçisi olan, ben o kişiyim ki ancak velayetime bağlı olanların amelleri kabul edilecek ve benim sevgim ile başlanan işler ancak kabul edilecek, benim felekin gidişatından haberdar olan, benim Mikail’in indirdiği yağmur tanelerinin ve savurduğu tozun Allah’ın izni ile sahib olan, benim iki kere öldürüp iki kere dirilten, benim her istediği şekilde zuhur eden, benim yaratılanların sayısının ne kadar çok olsalar da ihsa eden, benim ne kadar çok olsalar da onların hesaplarını veren, benim o kişi ki, nezdinde Peygamberlere indirilen kitaplardan bin tanesi var olan, ben o kişiyim ki velayetimi bin tane ümmet inkar etti ve hepsi de hayvanlara döndürüldü.
Benim cennetin ve cehennemin anahtarları elinde olan, benim Resulallah ile yer ve gökte beraber olan, benim hiçbir ruh daha harekete geçmeden ve hiçbir nefs nefes almadan önce tesbih eden, benim ilk asırların sahibi, benim susan, natık olan ise Muhammed’dir, benim Musa’yı denizden geçirip, Firavun’u askerleri ile denizde boğan, benim hayvanların fısıltısını ve kuşların dilini bilen, benim yedi gök tabakasını ve iki yer tabakasını, bir gözün açılıp kapanması zarfında dolaşan, benim İsa’nın dili ile onun yerine beşikte konuşan, benim İsa’nınyanında namaz kılacağı kimse, benim Sur içinde Allah’ın istediği şekilde hareket eden.
Benim Tur dağı, benim sahifelere yazılıp neşrolunan kitap, benim dolup taşan deniz, benim Beyt’ül Mamur(Yedinci gökte bulunan en yüce yer), benim, Allah’ın ona itaat etmeleri için insanlara çağırıda bulunduğu, bir kısmı bu çağrıyıinkar etti ve hayvanlara dönüştürüldü ve bir kısmı ise çağrıya iman etti ve buna karşılık da bağışlandı ve herkesten daha öne sürüldü.
Kalu bela da Allah’ın onun itaatini emretmiş olduğu kişi benim, zuhur ettiğimde beni inkar ettiler ve şanı yüce olanAllahbu durum hakkında şöyle buyurdu: “ O geldiğinde, onu tanımadılar ve bu inkarları ile küfre saptılar” (Bakara: 89); benim nurların nuru, benim Arş’ı temiz olanlar ile taşıyan, benim önceki kitapların sahibi, benim,Allah’ın kapısı, kim bunu inkar ederse o kapıdan cennete giremeyecektir, benim meleklerin yatağına izdiham ettiği, benim yeryüzününtüm kısımlarında tanınan kişi, benim Güneş’in onun için iki kere geri döndüğü, benimResulullah ile iki kıble ve beyatte bulunan, benim Huneyn ve Bedir savaşlarının sahibi.
Benim yağmuru indiren, benim Güneş’i, Ay’ı ve yıldızları ışıklandıran, benim Kıyamet gününün başkanı olan, benim kıyamet gününü başlatan, benim, Allah tarafından ona itaat vacip kılınan, benim hayatta baki olupölmeyen ve ölsem de hiçbir zaman ölü olmayan, benim saklı kalan İlah’ın sırrı, benim olan ve olacak her şeyden haberdar olan, benim iman edenlerin namazı ve orucu, benim iftihar ve menakıb konularının sahibi, benimyıldızların sahibi olan, benim, Allah’ın ağrı veren azabı, benim ilk kuvvetli zalimleri helak eden, benim devletleri var edip yok eden, benim şiddetli yer sarsıntılarının ve musibetlerin sahibi olan, benim Güneş tutulmasının ve yere çöküşün sahibi, benim Firavun’ların kanını bu kılıcım ile yere akıtan.
Benim tüm yaratılmışların emri ona aktarılan, benim yaratan Allah’ın halifesi, benim beldelerinde Allah’ın sırrı ve kulları üzerine hucceti olan, benim Allah’ın emri, hani ruh hakkında şanı yüce olan Allah’ın: “Sana ruh hakkında sorarlar, de ki: Ruh, Rabbimin emrindedir” (İsra: 85) ayetinin manasıyım, benim yükselen dağlarısabit kılan ve suları yerden çıkarıp, yeryüzünde akıtan, benim ağaçları diken ve onlardan çeşitli meyvelerçıkaran, benim tümgüçlere sahip olan; benim ölüleri dirilten.
Benim o nur ki, Musa ondan iktibas eyledi, benim Sur’un sahibi, benim her mezarda yatanları kabirlerinden çıkaran, benim kıyamet günündeki dirilişin sahibi, benim Nuh’un kurtarıcısı ve sahibi olan, benim Musa’yakonuşanın sırrı, benim gayb aleminde ruhlara konuşan, benim daim ve baki olan emir, benim hakkın velisi olan, benimdir tüm yaratılanlar, benim sözünü değiştirmeyen ve yaratılmışların hesabı ona dönecek olan,
“Bende Gayb ilminin anahtarları vardır ki onları Resülullah’tan sonra benden başkası bilemez. Benim ilk suhufta zikredilen Zülkarneyn; benim Süleyman’ın yüzüğünün sahibi, benim güzel işlerin velisi, benim sırat ve durulacak yerin sahibi, benim Cennet ve Cehennemi bölen, benim ilk Adem, benim ilk Nuh, benim Cabbar’ınayeti, benim hakikatınesrarı, benim ağaçları yapraklandıran, benim meyveleri kuvvetlendirip yetiştiren, benimsuları yerden çıkaran, benim nehirleri akıtan, benim ilmin hazenadarı, benim hikmetin yüce dağı, benimMüminlerin Emiri, benim yakınıngözü, benim Allah’ın göklerde ve yerdeki hücceti, benim yerlere sarsan yıldırım ve zelzele, benim hak ile gelecekolan haykırış, benim o saat ki şüphesiz olarak geleceği halde yalanlanan, benim ondan şüphe edilmeyen kitap, benim Allah’ın onlarla dua etmelerini emrettiği onun güzel isimleri.
İmam Ali, kendisini tanıtan bir Hutbesinden:(31)
İMAM ALİ’NİN HUTBELERİNDEN BAZI BÖLÜMLER55. Bizi 73 Milletten 13 Kavim sevmiştir. Fakat asıl talibim yoluma can ve baş verenlerdir. Nihayetiİmam Hüseyin’e malüm olur.54. Vahyin ve risaletin nurunu görür, nübüvvetinin kokusunu duyardım.53. Ya Rabbim, Gözümün önündeki tüm sır perdesini kaldırsan dahi imanımda zerrece bir artış olmaz,çünkü ben sana en yüksek derecede iman etmişim.52. Yâ Rabbî! Ben sana cennet için değil , cehennem korkusu için de ibâdet etmiyorum. (Belki) Seni tapınmağa lâyık olarak tanıdığım için ibâdetimi yapıyorum.51. Şu göğsümde saklı duran birçok ilim var. Ah! Onları taşıtacak erler bulabilsem.50. Sorun bana, beni kaybetmeden. Hiç şüphesiz ben Arş’ın altında sorulduğum her şeyden haber verebilirim.49. Sorun bana, beni kaybetmeden. Taneyi yaran ve insanı yaratan (Allah’a) andolsun ki ben  Tevrat’ı,Tevrat ehlinden, İncil’i, İncil ehlinden ve Kur’ân’ı, Kur’ân ehlinden daha iyi bilirim.48. Sorun bana beni kaybetmeden! Ölümlerin, belaların ve neseplerin ilmini bilen kimseye sormak istemez misiniz?.47. Sizinle savaşan benim. Sığınağım olan Hakk’ın Allahı yardımcımdır ve beni zafere götüren odur.46. Size 5 şey vasiyyet ediyorum ki, develere binip seferlere düşseniz de onları elde etseniz değer mi değer; 1-Hiç biriniz Rabbinizden başkasından bir şey ummasın; 2- Hiç biriniz günahından başka bir şeyden korkmasın; 3- Hiç biriniz kendisinden bilmediği bir şey sorulunca bilmiyorum demekten utanmasın ; 4-Hiç bir kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten çekinmesin; 5- Sabrediniz, çünkü sabır îmana nispetlecesetteki baş gibidir. Başı olmayan bedenden hayır, sabır olmadıkça da îmandan hayır gelmez.45. Resulullah şöyle buyurdu: “Hüseyin’in evlatlarından biri ümmetimde kıyam etmedikçe dünya yok olmaz. O, yeryüzü zulümle dolduğu gibi, onu adaletle dolduracaktır.”44. Resulullah şöyle buyurdu: “Her kim kurtuluş gemisine binmeyi, sağlam olan kulpa ve Allah’ın sağlam olanipine tutunmayı severse Ali’ yi veli edinsin, onun düşmanıyla düşman olsun ve onun evlatlarından olan Hidayetimamlarına uysun. Onlar benim halifelerim, vasilerim, benden sonra Allah’ın yaratıklarına olan hüccetleridir. Onlar ümmetimin üstatları, takvalıları ve Cennet’e götürenlerdir. Onların tarafı benim tarafımdır, benim tarafım da Allah’ın tarafıdır. Onların düşmanlarının tarafı da Şeytan’ın tarafıdır.”43. Resulullah şöyle buyurdu: “Ali’yi buğz etmek küfürdür, Ben-i Haşim’i buğz etmek nifaktır.”42. Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ali, sen insanların en hayırlısısın, bunda kim şüpheye düşerse kafir olur.41. Resulullah şöyle buyurdu: “Her kim Urvet’ul Vuska (sağlam bir kulp)ya tutunmak istiyorsa Ali ve Ehli Beyt’inin sevgisine tutunsun”.40. Resulullah şöyle buyurdu: “Allah biz Ehli Beyt’ten zahir ve batin her tür çirkinlikten (günahtan)temizledi ve arındırdı”.39. Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ali, sen benim vasimsin . Senin savaşın benim savaşımdır, senin barışın da benim barışımdır. Sen imamsın ve aynı zamanda onbir imamın babasısın, onlar masum vetemiz olanlardır. Dünyayı adalet ve hak ile dolduracak olan Mehdi de onlardadır. Onları buğzedenlerin vay haline olsun. Ey Ali, bir kişi seni ve evladını Allah ile severse, Allah o kişiyi sizlerle beraber haşr edecektir. Sizler de benimle yüksek derecede olacaksınız. Ey Ali sen Cennet ve Cehennem’i bölensin. Seni sevenleri Cennet’e ve seni buğz edenleri de Cehennem’e geçireceksin.”38. Resulullah şöyle buyurdu: “Allahu Teala her peygambere bir Vasi kıldı: Şit’i Adem’in vasisi kıldı, Yuşa’yı Musa’nın vasisi kıldı, Şem’un’u İsa’nın vasisi kıldı, benim vasim de Ali’dir. Benim vasim,vasilerin en hayırlısıdır, ben dua edenim, Ali de aydınlatandır.37. Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ali, sen zimmetimi beraat edensin. Sen ümmetim üzerine benim halifemsin.”36. Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ali, bir kul Allah’a karşı Nuh’un kavmi içinde kaldığı gibi ibadet etse,Uhut dağı kadar altını olup onu Allah’ın yolunda harcasa, ömrü uzun olup bin kere yayan hac etmeğeömrü yetse ve sonra Safa ve Merve arasında mazlum olarak öldürülse ve bütün bunlara rağmen senin velayetin altında değilse o kişi hiçbir zaman ne cennete girecek, ne de cennetin kokusunu koklayacaktır.35. Resulullah, beni Yemen’e gönderdi. Ben ‘Ya Resulallah dedim, beni onların arasında hüküm vermekiçin gönderiyorsunuz, oysa ben bir gencim ve nasıl yargılayıp hüküm vereceğimi bilmiyorum.Bunun üzerine Allah Resulü eliyle benim göğsüme vurdu; sonra şöyle buyurdu: “Allah’ım, onun kalbini hidâyet et ve dilini sabit kıl. İmam Ali şöyle devam etmiştir: “Ondan sonra iki kişi arasında verdiğimhiçbir hükümde tereddüde düşmedim.”34. Resulullah, Hayber fethedildiğinde bana buyurdu ki: Sen, benim ilmimin kapısısın; senin evlatların, benim evlatlarımdır; senin etin, benim etimdir ve senin kanın, benim kanımdır.33. Resulullah, dilini benim ağzıma koydu; bununla kalbimde bin ilim kapısı açıldı ki her birisinden de bin kapı açılmaktadır.32. Resulullah şöyle buyurdular. Ben hikmet eviyim ve Ali onun kapısıdır. O halde kim hikmet isterse, onun kapısından gelsin.31. Resulullah şöyle buyurdular: Ben ilmin şehriyim ve Ali onun kapısıdır ve evlere ancak kapılarından girilir.’30. Peygamberimiz velayetinizi bana verdi ve bunu Gadirhum’da ilan etti. Kuran da benim velayetime bağlılıklarını ve bana itaatlerini gerekli kıldı.29. Onun (Hz. Muhammed’in) en yakını benim. İlmiyle büyütü beni ve ilminin bilgini oldum.28. O’na (Hz. Muhammed’e) vahiy geldigi zaman, şeytanın feryadını duydum da “Ya Resulullah! Bu feryat nedir?”dedim. “Bu kendisine kulluk edilmesinden ümidi kesen şeytandır. Benim duyduğumu duyuyor; gördügümü görüyorsun. Ancak sen nebi değilsin; vezirsin ve hayır üzeresin” dedi.27. İstesem sırf Fatiha suresinin tefsiriyle yetmiş beygiri yüklerim.26. Enâ künte meal enbiyâi bâtinen ve ma’ Resulullâh zâhiran” Türkçe Meali: “Ben peygamberlerlegizli,Resulullah ile açık olarak beraberdim.25. Ey insanlar, sorun bana beni kaybetmeden; hiç şüphesiz ben göğün yolları hakkında, yerin yollarındandaha çok bilgi sahibiyim .24. Hz. Peygamber’den duyduğum hiçbir şeyi unutmadım.23. Çocuğun kalbi bitkisi olmayan bir araziye benzer, ona ne verilirse kabul eder. Bundan dolayı ben, kalbin katılaşmadan ve başka şeylerle meşgul olmadan seni terbiye etmeye başladım. (İmam Ali bu sözü oğlu İmam Hasan için söylemiştir)22. Canıma andolsun ki ben hakka muhalefet eden ve yolunu sapmış kimselere karşı tavizkar vegevşekdavranmayacağım21. Bizim emrimiz güçtür, güçleştirilmiştir, çetindir çetinleştirilmiştir, gizlidir, perde altına alınmıştır, ona Allah’a yakın bir melek, veyahut gönderilmiş bir peygamber veyahut Allahın kalbini imanla sınadığı bir müminden başkası tahammül edemez .20. Biz uyumlu yolda yürüdük. Ne eksik iş yaptık, ne de aşırılıkta yarar sağlamaya çalıştık.19. Bilirsin ki savaş ateşleri yükseldiğinde akıllı ve tecrübeli bir aslan kesilirim.18. Bir kimsenin, benden bir şey isteyeceğini hissettiğim anda, o izhâr etmeden ben elimi ona uzatırdım.17. Bil ki tüm Semavi kitapların esrarı Kur’an’da toplanmıştır, Kur’an’ın tüm esrarı Fatiha’dadır,16. Beni yarınlarda görecek, yarınlarıma da şahit olacaksınız; bilmediğiniz özelliklerim o zaman aşikarolacak size. Ben aranızdan ayrılınca yerimi başkası aldığında tanıyacaksınız beni asıl.15. Ben mü’minlerin emîriyim; onların en yoksulunun geçindiği gibi geçinmek zorundayım.14. Ben sizin imâmınız ve halîfeniz olduğuma göre, fukaranın perişanlığına ortak olmuş olmalıyım. Öyle yemek yiyeyim, öyle elbise giyeyim ki en fakir kimse beni görünce kendi fukaralığına sabretsin. Ben biliyorum, benim gibi kimse yapamaz. Fakat imâmlıkta memurum, siz de benim gittiğim yoldan gidiniz.13. Ben, Peygambere bir şey sorunca beni bilgilendiriyordu. Ben sessiz kalınca da O konuşmayabaşlıyordu.12. Bana düşmanlık etmesi için şu kılıçla müminin burnunu kesecek olsam, yine de düşman olmaz bana; beni sevmesi için bütün dünyayı kendisine bağışlasam da münafık kimse dost olmaz bana.11. Bana soru sormak isteyen bir Yahudi’ye hitaben şöyle buyurdum: İstediğiniz şeyden sorabilirsiniz. Hiç şüphesiz Peygamber, bana ilimden bin kapı öğretmiştir ve her kapıdan benim için bin kapı ayrılmıştır. O halde sorun onlardan.10. Bana istediğinizi sorunuz, Allah’a and olsun ki kıyamete kadar olacak her neyi sorarsanız cevaplarım. Bana Allah’ın kitabını sorunuz, Allah’a and olsun ki bütün ayetlerin tek-tek, gece mi veya gündüz mü, çölde mi ya da dağda mı nazil olduğunu bilirim.9. Allah’ın kitabından bana sorun; hiç şüphesiz ben her âyetin gece mi yoksa gündüz mü, sahrada mıyoksadağda mı indiğini biliyorum.8. Allah’ın elçisi bana hitaben buyurdu ki: Allah’tan sonra Kuran mevcut olan her şeyden dahafaziletli değil mi?. Beni Hakk ile Peygamber gönderene yemin olsun ki, toplanması gerektiği gibi, Kuran’ı sen bir araya getirmesen, hiç kimse getiremiyecektir.7. Allahu Teala hiçbir peygamber göndermemiş ki ben onun borcunu ve vaad ettiğini yerine getirmiş olmayayım...”6. Allah Elçisi Muhammed, bir Pazartesi günü peygamber olduğunu açıkladı. Aynı günün ertesi Salıgünü benİslam Dini’ne girdim, onun Peygamberliğine inandım.5. Allah’ın Resulü bana her birisinden bin kapı açılan tam bin ilim kapısı öğretti.4. Allah’a ant olsun ki, Hayber kapısını cismani kuvvetle değil, Rabbani kuvvetle söktüm. (İmam Ali’yeHayber kalesini nasıl kopardın, diye sorduklarında verdiği cevaptan).3. Allah’a yemin olsun ki, inen bütün ayetlerin ne hakkında, nerede ve kimin hakkında nazil olduğunu biliyorum. Allah bana düşünen, sorgulayan bir kalp ve açık bir dil vermiştir.2. Allah bizimle kitabını ve Peygamberini kudsadı. Zafer ve saygınlığa ermede bizi uygun gördü.1. Allah bize Peygamberi zafere ulaştırma şansını ve onurunu verdi. Bizimle İslamiyetin sancaklarınıyükseltti.
İMAM ALİ’DEN ALINTILAR(29)623. Zulme ve kötülüğe karşı çıkmayan daha belasına uğrar.622. Zenginliğin en yücesi dilekleri terk etmektir.621. Zenginliği görüntülemek, şükürden sayılır.620. Zenginlik gurbette bir vatan, Fakirlik vatanda bir gurbet gibidir.619. Zayıfları ziyaret etmek alçak gönüllüğünündendir.618. Zamanın icaplarına uymayanlar, sürüden ayrılmış koyunlar gibi geri kalırlar.617. Zamanının bir kısmı maziye karıştı. Geride kalan günlerinin sayısı da belli değil, fırsat varken çalış.616. Zamanı değilse çok konuşma, söze başvurma, suskunlukla süsle aklını.615. Zaman uzasa, sonu gecikse bile sabreden mutlaka zafere ulaşır.614. Zaman sana uymaz, sen zamana uyacaksın.613. Zaman kendine uymazsa, kendini zamana uyduranlar. en akıllı kimselerdir.612. Zaman ibret aynasıdır.611. Zaman bana karşı maske takındı, beni tanımazlıktan -görmemezlikten geldi, bilmedi ki ben güne saygılıyım ve talihsizliklerin en korkulusunu bile kolay şeymiş gibi karşılarım.610. Zalimin düşmanı Allahtır. Zalimin ikbali de geçicidir.609. Zalime gelip çatan adalet günü, mazlumun uğradığı cevir ve cefa mihnetinden çetindir.Şiddet son dereceyi buldu mu ferahlık gelir çatar. Bela halkaları tam daraldı mı genişlik yüz gösterir.608. Yükseklik taslamak alçaltır, alçak gönüllülük yükseltir.607. Yumuşak konuş, sevilirsin.Yüce kişinin aç kalınca, aşağılık kişinin karnı doyunca saldırısından korkun.606. Yumuşak ahlak, soyluluk ve büyüklüktendir. Yumuşak huyluluğun bitmez tükenmez kaynağı ol. Kimseye asla eziyet etme, yaptığın şeyin sonuçlarını görür ve duyarsın.605. Yüzünüze karşı yapılan şişirme övgüleri dinlemekten kendinizi koruyunuz. Çünkü onlar, kalpleri kirletip ortalığa pis bir koku yayarlar.604. Yola düşmeden arkadaşı, eve girmeden de komşuyu sor.603. Yol cümleden Ulu’dur.602. Yoksulluğunu gizle, yoksa itibarın sıfıra iner.601. Yoksullarla otur, şükrünü artırırsın.600. Yoksula yardımı dilenmeden yap. Sen onu el açmak zorunda bırakırsan, verdiğin sadaka ile, onun sadakadan daha değerli olan haysiyetini satmaktan kurtarırsın.599. Yoksullar bazen çok müşkil durumlarda kalırlar. Söyledikleri sözler ne kadar doğru olursa olsun, onları dinleyenler sözlerine kulak asmazlar.598. Yerilen aşağılık kişiler saygınlık döşeklerine oturacak olursa biz ayağa kalkarız.597. Yeni mal, mülk edinmeden önce yığdıklarınızı kullanınız.596. Yeni ilmi şeyleri öğrenmekle, kalbinizin yorgunluğunu ve rahatsızlığını giderin, çünkü kalpleriniz de vücudunuz gibi yorulur.595. Yaşamın tecrübeleri doğru karar verebilmeyi öğretti, öyleki artık beni bitirmeye –yok etmeye gelen şeyleri ben bitirip– yok ettim.594. Yâ Rabbî! Ben sana cennet için değil, cehennem korkusu için de ibâdet etmiyorum. Belki seni tapınmağa lâyık olarak tanıdığım için ibâdetimi yapıyorum.593. Yaptığın iyilikleri ve sana anlatılanları gizle.592. Yanlışını gününde görüp nefsine sitem edersen yanlışın faydaya dönüşür. Dünde kalan yaşam geçmişle yok olur gider.591. Yalanlanacağından korktuğun bir şeyi anlatma.590. Yalandan daha kötü bir kabahat yoktur.589. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır. Evvela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder. Sonra senden vazgeçer. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler.588. Yalancılardan daima uzak bulununuz. Çünkü onlarla içli dışlı olur ve onlarla dolaşıp kalkarsanız, sizde yalancı olursunuz.587. Yalan ve iki yüzlülük en kötü ahlaktır. Yalancıların başlıca sıfatları şunlardır: evvela sana diller döker, birçok şeyler vaad eder. Sonra senden vazgeçer. Daha sonrada arkadan senin aleyhine bir çok şey söyler.586. Yalan söylemenin sonu, kınanmaktır.585. Yalan hıyanettir, doğruluk emanettir.584. Yakınlarına yardımı bırakan, düşmanlarına yardım etmiş olur.583. Ya siz bizi yok edersiniz ya da, biz sizi yok ederiz. Ya da barışı daha uygun görürsünüz.582. Verilen söz, zamanında yerine getirilmesi gereken bir borçtur.581. Varlıklı kişiden ellerinin içinde senin için ne skladığını bilmedikçe uzak dur.580. Üstünlük taslamak, ayıpların en kötüsüdür.579. Üç şeyi kendinizde tutup saklayın: Cesaretiniz, bilginiz ve malınız. Bazı insanlar sahip olduğunuz bu 3 şeye düşmandır ve o insanları ancak bu 3 şeyi kaybetmeniz sevindirir ve razı eder.578. Üç şey insana hayatı zindan eder: Ağırlaşan aile yükü, borçların baskısı ve bir hastalığın sürüp gitmesi.577. Üç şey hayatı tatsızlaştırır: kin, kıskançlık ve kötü huyluluk.576. Üç sınıf Allah sevgisinden uzak tutulmuştur: Zalimler, onlara yardakçılık edenler ve zulmü hoş karşılayanlar.575. Utancın üstünü, insanın kendinden utanmasıdır.574. Uygunsuz yerlere giren, kendini töhmete kaptırır.573. Tövbe etmek elindeyken, ümidini kesene şaşarım.572. Tevâzu gösteriniz ki, halkın hürmet ve tekrimini (saygısını) kazanasınız.571. Terbiyesizlikle kendisini düşüreni, soydan gelme asalet yükseltemez.570. Tecrübe fayda ile beraber gelen ilimdir.569. Tarımla uğraşanlar devletin servet kaynağıdır ve bir servet gibi korunmalıdır.568. Taraf tutmayın, bazı insanları kayırmayın. Bu tür davranışlar sizi zulme ve despotluğa çeker.567. Tamah mihneti davet eder.566. Takva, Allah’ın yap dediğini yapmak, yapma dediğinden kaçmaktır.565. Şükür nimetlerin süsüdür.564. Şu (Kur’ân), Allah’ın suskun kitabıdır; ben ise Allah’ın konuşan kitabıyım.563. Şiddetli istek mutluluğun en büyük düşmanıdır.562. Şerefli ve önemli bir mevkiiniz olması için bilime sarılınız.561. Şerefine düşkün olan kötü cevap almaktan kendini sakınır. İnsanların davranışlarını düşünerek ve gözeterek onlarla uyum içinde yaşayan kendi kişiliğinide korur.560. Şeref ve soyluluk, yüksek özellik ve niteliklerden gelir, ataların çürümüş kemiklerinden değil.559. Şeref ve namus, en büyük hazinedir. Onlara mâlik olanlar, hayatlarını dâimâ memnun ve mesut geçirirler.558. Şer’den çekinen kişi, hayır yapana benzer; suçtan sakınan kişi, iyilikte bulunana döner.557. Şehvet bir kapıdan girer, akıl öbür kapıdan çıkar.556. Şahsınıza fenalık eden bir düşmanı affediniz. Lâkin vatanınıza ve milletinize fenalık eden bir kimseyi, asla affetmeyiniz.555. Sükût, yalan söylemekten ve başkalarını çekiştirmekten herhâlde evlâdır.554. Susmak, sana ağırbaşlı bir elbise giydirir ve sonunda özür dileme zorundan korur.553. Susmak, ağırbaşlılığı arttırır.552. Sözünde duramayacağın bir yerde söz verme ve kefaletine vefâ edemeyeceğin yerde kefil olma.551. Sözün güzelliği, kısalığındadır.550. Sözün gümüş olsa da, ey nefs sükut (suskunluk) altındır.549. Söz sizin ağzınızda olduğu sürece, söz sizin esiriniz, söz ağzınızdan çıktıktan sonra siz sözünüzün esiri olursunuz.548. Söz dilinin susutuğu ve amel dilinin söylediği nasihat hiçbir kulak tarafından kovulmaz ve onun faydası ile hiçbir fayda bir olmaz.547. Söz benim ağzımdayken söz benim esirim, söz ağzımdan çıkdıktan sonra ben sözümün esiri olurum.546. Söz; ok ve mızraktan daha tesirlidir.545. Söz ilaçtır, azı yaşatır, çoğu öldürür.544. Söyleyene bakma, söylenene bak.543. Söylemediğin sözün hakimi, söylediğin sözün mahkumusun.542. Soyluluk; babaların, anaların mensup oldukları soyla boyla değil, övülecek üstünlükle kazanılır.541. Soruya verilen cevap çoğalınca doğru gizli kalır.540. Sorun bana beni yitirmeden; Çünkü andolsun Allah’a, Kur’ân’da hiçbir âyet yoktur ki niçin ve kimin hakkında indi, nerde indi, düzlükte mi, dağlıkta mı, hepsini de en iyi bilenim ben. Gerçekten de Rabbim bana, anlayan bir akıl, söyleyen bir dil ihsân etmiştir.539. Sorun benden beni yitirmeden, bana gök yollarını sorunuz, onları yeryüzü yollarından daha iyi tanırım.538. Sizler mallarınızla halkı kuşatamazsınız (onların gönüllerini hoş edemezsiniz); öyleyse açık yüzlülük ve güzel davranışınızla onları kuşatınız; çünkü ben Allah Resulünün şöyle buyurduğunu duydum: “sizler, mallarınızla halkın gönüllerini hoş edemezsiniz; o halde ahlakınızla onların gönüllerini hoş edin”537. Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi Hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.536. Sizin hayırlınız, günahına gerçekten çok tövbe edenlerdir.535. Sizin için korktuğum şeylerin en başında, nefsinin isteğine uymak ve uzun emelli olmak gelir. Birincisi hak yoldan alıkoyar; ikincisi ise ahireti unutturur.534. Sizin en kötünüz insanları çekiştirerek dostlar arasında ayrılık düşüren ve temiz insanlara kusur bulan kimsedir.533. Siyasetlerin (yönetimlerin) en zoru alışkanlıkları değiştirmektir.532. Siyaseti başaramayan başkan olamaz.531. Sızlanmak, sabırdan zordur.530. Sırlarını ona buna açıyorsan, başına gelecek zilletlere razı ol.529. Sırrı erdemli olandan başkasına verme. Yanlız o erdemli insanlarda sır olarak kalabilir.528. Seviyesiz insanların bana cahilce sözlerine karşılık vermekten tiksinti duyarım.527. Senin hakkında iyi zanda bulunanın zannını gerçekleştir.526. Seni, sende bulunmayan özellikler ve değerler icat ederek koltuklayan, bir gün gelir yapmadığın suçları da üstüne yığarak seni çekiştirmeye, çeliştirmeye kalkar.525. Seni yalnız iyi günlerinde arayan, düşkün günlerinde senden kaçacaktır.524. Sen öyle bir kitap ilmisin ki, harflerin, esrarı çözer.523. Sen ey insan. Ayan beyan bir kitapsın, harfleriyle yüreğin okunur.522. Sefih olanlar lisanla dostluk gösterirler. Fakat kalbleri fesatla doludur.521. Sana öğüt veren, sana geniş kredi açmış tüccara benzer.520. Sana karşılık iyilik yapanlara, teşekkür etmesini bilenlere de iyilik et.519. Sana niçin yaptığını sorduklarında utanacağın ve yalanlamağa kalkacağın işleri yapmaktan çekin.518. Sana cefa edeni utandırman için hoşça geçinmeye çalış.517. Saltanat ve tahakküm hırsına kapılanlar, debdebe ve saltanat içinde yaşamış olsalar bile, daima lanetle anılırlar.516. Sakın insanların eşit olduğu şeyi tekelleştirmeye kalkma.515. Sakın cahil kimselerle şaka etme. Onların halleri ve dilleri akrebin kuyruğu gibidir; derhal senin kalbini zehirleyebilir.514. Sakın başkasının kölesi olma; çünkü Allah seni hür yaratmıştır.513. Sakın aile ve akrabalarının bedbahtlardan olmasına sebep olan birisi olmayasın.512. Sabır iki türlüdür. İstemediğin, hoşlanmadığın şeye sabretmek; Sevdiğin, istediğin şeye sabretmek.511. Sabır en güzel huy, ilim de en şerefli süs eşyasıdır.510. Sabır acılığının meyvesi zaferdir.509. Rezil kişilerin başa geçmesi, insanlara afettir.508. Renkten renge giriş, inançtan inanca geçiş, ahmaklığın alametlerindendir.507. Perde kaldırılırsa yakinim (bilincim) artmaz benim.506. Parçalayıcı ve yiyici yırtıcı hayvan, zalim ve zorba bir validen iyidir.505. Öyle bir kimseyi dost tut ki, aranızda kardeşlik husule gelsin. Ve senin bulunmadığın yerlerde, seni müdahele etmek için düşmanlarınla penceleşsin.504. Öyle bir devir ki hiçbir arkadaşın senden hoşnut değil. Ve öyle bir devir ki hiçbir dostun sana dürüst ve gerçek dost değil.503. Övünmeye değer şeyler güçlü akıl, utanma, nefsinden sakınma ve eğitimdir.502. Öğren, Cahil kalma. Ali yalın ayaklıların en hayırlısıdır.501. Önder önce kendini eğitmeli, sonra diğerlerini. Önce kendi edebiyle örnek olmalı, sonra öğüt ve nasihatla.500. Ölümün belirtisi doğmaktır.499. Ölümü unutmayan, güzel şeylere tutkun olur.498. Ölümü unutmak, kalbi paslatır.497. Ölüm ahiretin kapısıdır.496. Öldükten sonra da yaşamak isterseniz, ölmez bir eser bırakınız.495. Öldükten sonra yaşamak isterseniz kalıcı bir eser bırakınız.494. Öl ama alçalma, azı yeter bul ama yüzsuyu dökme.493. Öfkeden kaçın, sakın öfke sana galip olup alışkanlık haline gelmesin.492. Öfke ve kızgınlıktan koru kendini. Çünkü başlangıcı delilik, sonu pişmanlıktır.491. Öfke kötü bir arkadaştır. Kusur ve çirkinlikleri açığa çıkarır, insanı kötülüğe yakınlaştırıp iyilikten uzaklaştırır.490. Öfke korkunç bir ateştir. Onu bastıran ateşi söndürür, yapamayan içinde yanıp gider.489. Öfke gücünü izleyecek olursan seni helak eder.488. Öfke delilikten bir bölümdür. Çünkü, sahibi nadim olur, nadim olmuyorsa deliliği adamakıllı pekişmiş demektir.487. Oysa ölüm cebimizde bize hep eşlik etmektedir, neden cahiller de feryadla karşılanır, ölüm neden böyle şaşkınlık yaratıyor.486. Oyun, hayranı biri saadete eremez.485. Nice zengin vardır ki, yoksuldan da yoksuldur; nice büyük kişi vardır ki, her aşağılık kişiden de aşağıdır, nice yoksul vardır ki, bütün zenginlerden daha zengindir.484. Nice kan vardır ki, onu dil döker.483. Nice bilgin vardır ki, bilgisi olduğu halde ona fayda vermez de bilgisizliği öldürür giderir onu.482. Nerede bir bilgin görürsen, hemen buyruğunu kabul edip hizmetine gir.481. Nesebinle değil edebinle öğün.480. Nefsine hâkim olman, en üstün güç, kudrettir. Ona buyruk yürütmen en hayırlı emârettir.479. Ne yüksek mevki ile sevin, nede düşkün olduğuna üzül.478. Ne kadar tenha bir yerde olursa olsun bir fenalık yaparken, seni hiç kimsenin görmediğine hükmetme. Seni, mutlaka bir gören vardır. O da Allah’tır.477. Namus, güzelliğin sadakasıdır.476. Müslüman olsun olmasın herkese aynı davranın. Müslümanlar kardeşleriniz, müslüman olmayanlar ise sizin gibi bir insandır.475. Mü’min, kardeşlerine karşı ululanmaya, ona güler yüz göstermemeye başladı mı ondan ayrıldı demektir.474. Mü’min, insanların ezâsına tahammül eden, fakat hiç kimsenin ondan incinmediği kişidir.473. Mümin, kardeşi açken doyasıya yemez.472. Mükemmel insan eksiklerini ve kusurlarını bilendir. En kötüsü ise insanların doyumsuz isteklerinin ve hırsının peşine düşendir.471. Mutlu ile arkadaş olan, mutlu olur.470. Misafirine gücün yettiğince ikramda bulun, öyle ki ona saygıda seni mirasçı kabul etsinler.469. Milletlerin ölçü ve terazisi adalettir.468. Midenizi fazla hayvan mezarlığı yapmayınız.467. Merhamet ve ibâdetlerin en hayırlısı, gizli sadaka vermek ve inzivâ köşesinde ibâdet etmektir.466. Memurlarınızın hareketlerini kontrol edin ve bunun için güvendiğiniz samimi kişileri kullanınız. Mektuplar ve müracaatlara bizzat kendiniz cevap veriniz.465. Memurlarınızı seçerken zalim yöneticilere hizmet etmemiş ve devletin suçlarından ve zulümlerinden sorumlu olmamış bulunmalarına dikkat ediniz.464. Mazlumun öç alma günü, zalimin zulmettiği günden daha korkunçtur.463. Mazlumu, zalimin elinden kurtaracağım.462. Mazluma yardımcı ol, zalime düşman kesil.461. Mazideki esefli ve üzüntülü olaylarla kalbini doldurma, gelecekte uğraşmaya zaman bulamazsın.460. Marifetlerin en üstünü insanın kendisini tanımasıdır ve en büyük cahillik ise insanın kendini tanımamasıdır.459. Malından vermeyeni zenginlerden sayma.458. Mal, mülk insanın gözünü doyurmaz, kalp zenginliğine çalış.457. Mal- mülk yığmakla uğraşanlar yaşarken ölmüşlerdir. Allah’a teslim olmuş alimler ise insanlık var olduğu sürece yaşamaya devam ederler. Vücutları toprak olup gitmiştir, ama iz ve etkileri yüreklerde yaşar.456. Mal mülk toplayıp biriktirme, kime topladığın bilinmez.455. Mal, isteklerin temelidir.454. Mal çokluğu kalpleri bozar, günahları doğurur.453. Lisanını küfre alıştırma. Tatlı dilli ol. Yoksa önüne gelene havlayan köpeklere dönersin. Halkı zorla kendine nefret ettirirsin.452. Layık olmayan kimselere yüz suyu dökme; kendini beyhude yere rezil edersin.451. Küçüklükte soru soran kimse, büyüdüğünde cevap veren biri olur.450. Küçük bir insandan gelen büyük bir fikri küçümseme.449. Kutsal görevinizin yoksul, sakat ve yetimlere bakmak olduğunu hiç aklınızdan çıkarmayın. Memurlarınız onları incitmesin, onlara kötü davranmasın. Onlara yardım edin, koruyun ve yardımınıza ihtiyaç duydukları her zaman huzurunuza çıkmalarına engel olmayınız.448. Kullar, bilmedikleri şeylerde duraksasalardı ne kâfir olurlardı, ne de sapıklığa düşerlerdi.447. Kul ümidi yalnız Rabbine bağlamalı ve yalnız günahları kendini korkutmalıdır.446. Kötülükten çekinmek, iyi bir iş yapmaktan yeğdir.445. Kötü zanlı olup, dostlarını elinden çıkarma.444. Kötü yaratılışlının liderliği olmaz.443. Kötü insanlarla oturup kalkmak, iyi insanlar hakkında su-i zan doğurur.442. Kötü huylarını terk et. Halkın hürmetlerine mazhar olursun.441. Kötü evlat anne ve babanın şerafetini yok eder ve geriye kalanları rezil eder.440. Kötü evlat, ailenin şerefini yıkar ve geçmişine leke sürer.439. Kötü evlat, insanın en büyük musibetlerdendir438. Kötü alışkanlıkları terketmek en büyük ibadetlerdendir437. Korkulan her şey zarar vermez.436. Korku, afetlerden biridir.435. Konuşun da tanışın, çünkü insan dilinin altında gizlidir.434. Kitaplar, bilgi sahiplerinin bahçeleridir.433. Kitaplar bilginlerin bahçeleridir.432. Kişinin yapısını oluşturan öz iyi değilse, o kişinin ağzından iyi sözler çıkmaz.431. Kişinin karşılaşacağı bütün sorunların kolay olması beklenemez, bazılarının kolay olmasının yanında bazıları zor olacaktır.430. Kişi bilmediğinin düşmanıdır. Kişi dili altında saklıdır? Konuşturunuz kıymetinden neler kaybettiğini anlarsınız.429. Kimsenin yanlışını yüzüne vurmayınız. Başka birisini göstererek ‘gelinim sen anla’ gibisinden uyarınız.428. Kimin söylediğine değil, ne söylediğine bak.427. Kim ki cimrilikten uzaktır, dostluğumu kazanır. Cimrilik ederse beni karşısına alır, yergimi kazanır.426. Kim; halkın ayıplarını görür, onları kınar, fakat kendisi de o işleri yaparsa, ahmağın ta kendisidir.425. Kim bir işte halka öncü olursa, başkasını terbiyeye kalkmadan kendisini terbiye etmeli. Bu terbiye de diliyle öğüt vermeden önce, hûyuyla öğüt vermek suretiyle olmalı. Nefsine muallim olup kendini terbiye eden kişi, insanlara muallimlik edip onları terbiye edenden daha fazla ululanmaya değer.424. Kıskançlık, vücudu kemirir.423. Kıskançlık, ruhun hapsidir.422. Kıskançlık, insanın kalbi ve sinirleri üzerinde kötü etkiler bırakır ve insanı hasta eder.421. Kıskançlık insanın dünyasını karartır.420. Kıskançlık, ateşin odunu yediği gibi oda iyilikleri yer.419. Kıskançlık hastalıkların en kötüsüdür.418. Kıskançlık hasta eder.417. Kıskanç kimse daima hasta olur.416. Kıskanç insan hiçbir zaman rahatlık ve huzur yüzü görmez.415. Kınama ve azarlamada aşırı gitmek inata neden olur.414. Kendini bilmeyen başkasını nasıl bilir?413. Kendisini tanıyan kişi, Allah’ını da tanır.412. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan kimse bir çok üzüntü ve acı çeker.”r.411. Kendisini beğenen ve kendisinden razı olan bir kimsenin kusur ve zaaf noktaları aşikar olu410. Kendini tanımayan kimse kurtuluş yolundan uzaklaşarak cehalet ve sapıklık yoluna giriverir.409. Kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır, çünkü haksızlık karşısında Hak için sabretmek en iyi ahlâktır.408. Kendini cömertliğe alıştır ve her ahlakın en iyisini seç; çünkü iyilik alışkanlık haline gelir.407. Kendini bilen Allah’ını da bilir.406. Kendisine edep yüklenen kimsenin kötülükleri azalır.405. Kendine reva görmediği şeyi başkasına reva gören insan Kamil olamaz.404. Kendin için istediğini başkaları için de iste, kendin için istemediğin bir şeyi başkası için de isteme.403. Kendi kadrini bilen helak olmaz.402. Kendi görüşüyle yetinen, canını tehlikeye atmıştır401. Kendi çocuğunu edeplendirdiğin şeyle yetimi de edeplendir ve çocuğunun eğitimi için yararlandığın yerden yetim için de yararlan.400. Kendi aybına bakan kimse ve onu ıslaha çalışan kişi, halkın ayıbına bakmaz.399. Kardeşi için kuyu kazan, o kuyuya akibet kendisi düşer.398. Kan dökmekten kaçının, İslâm’ın hükümlerine göre cezalandırılması gerekmeyen kimseleri öldürmeyiniz.397. Kalbler, kablara benzer. Hayırlı olan, hayırla dolu olanıdır.396. Kalb temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar.395. Kalb, kör olduktan sonra gözlerin görmesinde hiç bir fayda yoktur.394. Kadının hayırlısı, sevgi dolu, doğurgan olanıdır.393. Kadına aşırı düşkünlük, ahmakların işidir.392. İyilikle, hür adamı köle yaparsın.391. İyilik ediniz, onun mukabilinde fenalık göreceğinizi, katiyyen aklınıza getirmeyin.390. İyilik yapandan şüphelenmek, haksızlıkların en çirkini ve günahların en büyüğüdür.389. İyiliği emret ki, iyi ehlinden (iyilerden) olasın.388. İyi ve kötü insana aynı değeri vermek doğru değildir, bu suretle birincisini iyilikten soğutur, ikincisini kötülük yolunda cesaretlendirirsin.387. İyi niyetlilik, gönle ferahlık, bedene esenliktir.386. İşlerin en zoru alışkanlığı terketmektir.385. İsraf ve taşkınlık eden kimsenin üç belirtisi vardır: Sahip olmadığı bir şeyi ister, parasına sahip olmadığı bir şeyi satın alır, parasına sahip olmadığı bir elbiseyi giyer.384. İslam TESLİM’dir. Teslim ise yakındır, yakın tasdiktir. Tasdik ikrar, ikrar eda, eda da ameldir.383. İnsanlarla öyle geçinin ki öldünüz mü ağlasınlar size; sağ kaldınız mı sevgiyle çağırsınlar sizi.382. İnsanlarla öyle geçinin ki, öldüğünüzde size ağlasınlar, sağ kalırsanız sevgiyle çağrışsınlar sizin için.381. İnsanların vefat eden akraba ya da dostları için feryatlarla ağlamalarına şaşırıyorum.380. İnsanların solukları ecellerine doğru attıkları adımlardır.379. İnsanların kıymeti, yaptıkları iyilikler ile ölçülür378. İnsanların kalbi vahşi ve başıboştur; kim onlarla ilgilenirse onlara doğru cezbolur377. İnsanların güzel edebe, altın ve gümüşten daha çok ihtiyaçları vardır.376. İnsanların en fazla bağışlaması gerekeni, ceza vermeye en fazla gücü yetenidir.375. İnsanların en güçsüzü dost bulmada güçlük çekendir, ondan daha güçsüzü ise, dostlarını yitirip yapayalnız kalandır.374. İnsanların en alçağı haksız yere başkalarına hakaret edendir.373. İnsanların en acizi insanlardan kardeş edinemeyenidir. Bundan daha acizi de kardeş edindikten sonra onu yitirendir.372. İnsanların değerlerini ölçmek için değerli olmak gerek.371. İnsanları alçaltan ve nihayet mahveden 3 şeydir: Birincisi, hasislik. İkincisi, servet düşkünlüğü, üçüncüsü bencillik ve kibirliktir.370. İnsanlara faydası olmayanı ölüler arasında say, git.369. İnsanlar arasında Allah’ı en iyi bilen, O’nu çok seven, tam itaat edendir.368. İnsanlar; akıl, ilim, huy, yoksulluk ve zenginlik yönünden farklı oldukları sürece, birbirleriyle güzel geçinirler. Eğer mezkur sıfatlarda eşit olsalardı, (yükümlülük üstlenmekten kaçarak) helak olurlardı.367. İnsanlar yaşarken uyur, ölürken uyanırlar.366. İnsanın vücudunda yerleşmiş olan sırlar, gün geçtikçe açığa çıkar.365. İnsanın yaşlanıp Rabbini bildikten sonra ölmesi, küçükken ölüp hesapsız Cennet’e girmesinden daha hayırlıdır.364. İnsanın utanması, örtüsüdür.363. İnsanın tevazu sahibi olması, kendisine ikram getirir.362. İnsanın kurtuluşu doğruluktadır.361. İnsanın kişiliğini sözü teyid eder.360. İnsanın kendisi salih ve iyi olursa, Allah onun salih olması vasıtasıyla çocuklarını ve torunlarını da salih eder.359. İnsanın kendisine iyilik edeni övmesi, iyiliği arttırır.358. İnsanın dilekleri kendisine yakındır. Her şey den çok insana yakın olansa ölümdür.357. İnsanın değeri, önem verdiği şeye göredir.356. İnsanın en şiddetli düşmanı gazabıyla şehvetidir.355. İnsandaki edep, onun altınından daha iyidir.354. İnsanda dil olmazsa, insan söz söylemezse, surete bürünmüş bir varlıktan, yahut başıboş bırakılmış otlayan bir hayvandan başka ne olabilir ki?353. İnsana bin dost az, bir düşman çoktur.352. İnsan dün bir tohumdu, yarın toprak olacak.351. İnsan cahil olduğu şeyin düşmanıdır.350. İnsan belayı dilden bulur.349. İnsanı vaktinden önce yıpratan bir şey varsa o da tembelliktir.348. İnsaf, ihtilafı giderir ve arkadaşlığa yol açar.347. İnanan insanın yüzünde güleçlik vardır, kalbindeyse hüzün. Gönlü her şeyden geniştir, nefsi her şeyden alçak. Yücelikten nefret eder, şöhrete düşmandır, gamı gussası uzundur, düşünmesi derin, susması fazladır. Vakti yoktur, çok şükreder, çok sabreder, düşünceye dalmıştır. İhtiyacı olanları görünce, kendi ihtiyacını hatırlamaz bile. Hûyu güzeldir, geçinmesi hoş ve yumuşak. Şeref ve din bakımından serttir, hûy bakımından alçak.346. İnatıçılığın insanın dünya ve ahiretine zararı her şeyden çoktur.345. İnatçılık, savaş ve düşmanlığa yol açar.344. İnatçılık insanın aklına zararlıdır.343. İnat, kötülüklerin kaynağıdır.342. İlmini saklayan cahil gibidir.341. İlmin verâseti olmaz, ölülerinizin kemikleriyle övünemezsiniz.340. İlmin bereketi güzel ameldir.339. İlmin ayıbı, verimsiz oluşudur.338. İlimden başka her şey azaldıkça değeri yükselir. İlim ise çoğaldıkça değeri yükselir.337. İlim ve tecrübenin asıl merkezi akıldır.336. İlim uygulamayla eşittir. Bilen uygular. İlim uygulamaları ile seslenir. Uygulama cevap verirse ne ala, vermedi mi İlim de göçer gider.335. İlim tükenmez bir hazine, akıl eskimek bilmez bir elbisedir.334. İlim isteyenine yüceliğinden akarak gelir.333. İlim meclisi, cennet bahçesidir.332. İlim maldan hayırlıdır: İlim seni korur, malı sen korursun. Mal vermekle azalır, ilim öğretmekle artar. İlim hakimdir, mal ise mahkum. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun hakimidir. İlim sahibi cömert olur, mal sahibi cimri olur. İlim ruhun gıdasıdır, mal ise cesedin gıdasıdır. Mal uzun zaman sürecinde tükenir, ilim uzun zaman sürecinde tükenmez ve eksilmez. İlim kalbi aydınlatır, mal ise kalbi katılaştırır. İlim peygamberlerin mirasıdır, mal ise eşkıyaların mirasıdır.331. İlim insanın güzelliğidir. Onu kazanmayı iste. Onu edin ki kahrıyla yaşayan insan bir olma.330. İlim hiç bir servet ile satın alınmaz. Onun içindirki, bir cahil ne dercede zengin olursa olsun, en fakir bir alim ile mukayese olunmaz.329. İlim bütün iyiliklerin anahtarıdır.328. İlim bayrağımdır, nereye gitsem benimledir kalbim onun ilmiyle doludur, sanma ki boş bir sandıktır.327. İktisatlı olmayla ihtiyaçların yarısı giderilebilir.326. İki yüzlünün dilinde tat, kalbinde fesat gizlidir.325. İki y&u


imam-aliden-oz-deyisler.html >> Baba Mansur Kur Hüseyin Dergahı >>