ALEVİLİK
  • Alevilik

ALEVİLİK

Hak Muhammed Ali, Ehlibeyt, Oniki imam kutsallığını sevgisini, sevdasını yüreğinde taşıyan, Keremler Sultanı Ali’yyel Murteza’nın Hz. Muhammed’in vekili, vasisi, halifesi, imamet kapısının başı, velayet kapısının şahı olduğuna inanan. Ali evine ve onun soyuna bağlanan, ikrarı bend olup Ali evinin İslam tasavvufi inancı ile hareket eden, İmam Alinin adaletinden, onun insani değerlerinden ayrılmayan insanı merkez alıp,

 yüreği insan sevgisiyle dolu. İnsan hak hukukuna, bütün canlıların hak hukukuna riayet eden, ekolojik denge ile içinde yaşamayı ilke edinen, bütün inançlara saygı ve hoşgörüyle bakan, din, dil, ırk, cins, renk farkı gözetmeden eline, diline, beline, işine, aşına, gözüne sahip olma ilkesiyle hareket eden, inançlı, imanlı, ikrarlı, itikatlı insanları bünyesine alarak onların hakk’a ulaşmalarında manevi olarak donatıp, doyuran, hakk’ın hakikatine, göksel hazinenin sırlarını öğreten, dört kapı kırk makam, insani kamil yolunda kendini kendisinde fark ettiren, sevgiyi, hoşgörüyü, paylaşımı, muhabbeti, şefkati, erdemi, merhametiyle hareket eden, kinden, kibirden, buguzdan, kötü duygu ve davranışlardan uzak olmayı isteyen, zalimin, sömürenin karşısında yer alıp fakirin, yoksulun, yetimin, garibanın, ezilenin, yanında olan, emeği kutsal bilen, ilim, irfan, kemalet ve marifetli bir toplum yaratmak için çalışan insana ve insanlığa hizmet etmeyi ilke edinen, Hakk’ı insanda, insanı da hakk’ta gören, bilimsel temelde hareketi esas alan, İmam Ali soyuna dost olanla dost düşman olandan uzak duran bu inanç İslamiyetin ta kendisidir.İçindeki çekirdektir, temel ilkesi Kur'anı Kerim' dir.

ALEVİLİK

ALİ EVİNE BAĞLANMAKTIR.

ALİ EVİNE İKRAR VERMEKTİR.

ALİ EVİNİN YOLUNU SÜRMEKTİR.

ALİ EVİNE İKRARI BEND OLMAKTIR.

ALİ EVİNE MUHABBET DUYMAKTIR.

ALİ EVİNİ SEVMEKTİR.

ALİ EVİNİN İLMİYLE, İRFANIYLA, KEMALETİYLE, MARİFETİYLE YAŞAMAKTIR.

ALİ’YYEL MÜRTEZA’YI YOK SAYAN YOL YEZİTLERİYLE MÜCADELEDİR.

ALEVİLİK ALLAH’A CANI GÖNÜLDEN YAKLAŞMAKTIR.

ALLAH’TAN BAŞKA ALLAH OLMADIĞINI BİLMEKTİR.

ALEVİLİK, GÜZEL MUHAMMED’İN RESUL OLDUĞUNU BEYAN ETMEKTİR.

ALEVİLİK, İmam ALİ’NİN VELAYET KAPISININ ŞAH OLDUĞUNA İNANMAKTIR.

ALEVİLİK, DÖRT KİTABI HAK BİLİP KUR-AN’I AZMUŞANI HAK KİTAP GÖRMEKTİR.

ALEVİLİK, EHLİBEYT, ONİKİ İMAMLARIN IŞIĞIYLA, YOL SÜRMEKTİR.

ALEVİLİK, ANADOLU’NUN SERÇEŞMESİ, GÖNÜLLER SULTANI PİRİMİZ HACI

BEKTAŞ-İ VELİ’NİN DÖRT KAPI KIRK MAKAMINDAN GEÇİP İNSAN-I

KAMİL OLMA YOLUDUR.

ALEVİLİK, KEREMLER SULTANI’NIN HALİYLE HALLENMEK, İLMİYLE İLİMLENMEK,

AHLAKIYLA AHLAKLANMAKTIR.

ALEVİLİK, ALİ GİBİ CÖMERT OLMAKTIR.

ALEVİLİK, ŞAHIMIZ ALİ YOLUMUZ EHLİBEYT DEMEKTİR.

ALEVİLİK, ALİ’YYEL MÜRTEZA’NIN VE EHLİBEYT’İN VE ONUN EVLATLARININ

İKRARINDAN DÖNMEMEKTİR.

ALEVİLİK, İNSANA VE İNSANLIĞA HİZMETİ İLKE EDİNMEKTİR.

ALEVİLİK, ÂLİ’SİZ ALEVİLİK DİYENLERE KARŞI İNADINA ALİ DEMEKTİR.

ALEVİLİK, ALEVİLİK İSLAMIN DIŞINDADIR DİYENLERE KARŞI İSLAMIN ÖZÜDÜR

DEMEKTİR.

ALEVİLİK

İnsanı merkez alan hakk’ı insan’da, insanı da hak’ta gören ham evrh’tan insan-i kâmil aşamasını hedef alan insanın insanca değer yargılarıyla donanıp, insanca değerlerle yaşamasını hedefleyen insan hak hukukunu riayet etmeyi, bütün canlıların hak hukukuna saygılı olmayı, ekolojik dengeyle uyum içinde yaşamayı esas alan bir inançtır.

1) SEVGİ : Sevginin olduğu yerde güzel değerler, sevginin

Olmadığı yerde ise güzel değerlerin olmasının mümkünatı yoktur, yüce yaradan insanı sevgisinden, nurundan, kudret eliyle yaratmıştır. Bütün kâinat Allah’ın sevgisinin bir tecellisidir.

İnsan yüreğindeki sevgi ile bütün varlıkları sevmeli, kırmamalı, incitmemeli, yıkmamalıdır. Sevelim sevilelim bu dünya kimseye kalmaz.

2) HOŞGÖRÜ: BÜTÜN İnançlara hoşgörü İle bakmasını bilmeliyiz. göz hoşgörü İle bakıp, kem bakmamalıdır.

3) ŞEFKATLİ

4) MERHAMETLİ

5) PAYLAŞIMCIL

6) ALÇAK GÖNÜLLÜ

7) MÜTEVAZI

8) KİNDEN

9) KİBİRDEN

10) BUĞUZDAN

11) HASETTEN

Kötü Duygulardan, Düşüncelerden Uzak Olma

Eline, Diline, Beline, Aşına, İşine, Gözüne Sahip Olmalı.

İlim, İrfan, Kemalet, Marifeti Esas Almalı

Sorumluluk sahibi olmak, kendisinden, ailesinden, çevresinden sorumlu olmak.

HÜMANİST

Din, dil, ırk, cins, renk ayrımı yapmadan bütün insanlara saygılı olmak, 72 Millete bir gözle bakmak, üreten düşünen, çağın gerekleriyle donanarak zalimin, zorbanın, sömürünün karşısında olmak.

Hakk’da adalet’ten özgürce bir yaşamdan yana olmak.

ALEVİLİK

Alevi kelimesinin anlamı Ali evine ait olan demektir. Ali evine ait olan iki unsur vardır.

1-) Ali evinin bireyleridir. Bunlar;

— Aliyyel Murteza

— Fatıma-tül Zehra

— Hasan-ül Müçteba

— Hüseyin’i Deşti Kerbela’dır.

2-) Alevilik, Ali evinin inanç, düşünce ve yaşam biçimidir.(İslam’ın Tasavvufi yorumu olan bölümüdür.)

Alevi kelimesi " AYN, LAM " ,sessiz "VAV ve YE" den oluşur. Sona gelen "YE" sahiplilik ifade eder. Ali evine ait olan anlamına gelir.

Alevi kelimesi başta sadece İmam Ali’nin soyundan gelenler için kullanılan bir kavramdır. Daha sonraları Ali evinden yani soyundan (Nesebinden) gelen Pirlere, Rehberlere, Mürşitlere ikrar verenleri de içine almış çatı bir isim olmuştur.

Alevi kavramı Ali soyundan gelen ve o soya ikrar veren ikrarı bend olan Ali evine gönül veren, Ali evini seven muhabbet duyan, Ali evinin yaşamını, düşüncesini, inancını (İslam’ın Tasavvufi, Batıni yapısını) ilke edinen hallerini onların haline, ahlakına, ilimlerini onların ilmiyle ilimleyen topluluğa verilen isimdir.

— Alevi kelimesi bir soyun isimidir.

— Alevi kelimesi İmam Ali’ye tabi olanların genel ismidir.

— Alevi kelimesi İmam Ali’ye bağlanan ve onun yolunu sürenlere verilen bir isimdir.

— Kökeni Arapça olan ALAVİ veya ALİ BEYT (Yüce Ev) sözcüklerinden gelmektedir.

İlk başta sadece Keremler Sultanı, gönüller mihmanı Şahı Merdan’ın soyuna mahsus olan bu isime, ona, evladına ikrarı bend olan, onların yolunu sürenlere, onlara bağlanan tüm canların toplumsal kimliği haline gelmiştir.

İkrar vererek, onları severek, onlara bağlanarak Alevi olunacağının delili olarak kutsal kitabımız Kur-anı Kerim’de;

ŞURA SURESİ 23.Ayet’inde

Yüce yaradan güzel Peygamberi’ne şöyle buyurmaktadır.

— Ey Muhammed deki! Size getirmiş olduğum kurtuluşa karşılık hiçbir ücret istemiyorum. Yanlızca yakınlarıma (Ehlibeytime) meveddetinizi istiyorum.

Bu ayet Meveddet ayeti olarak bilinir. Sevgi, muhabbet ayetidir.

Getirilen Şeriatı ahkâma karşı hiçbir ücret istememesini sadece Ehlibeyt’ine sevgi, saygı, muhabbetle yaklaşmalarınıistemiştir.

Meveddet kelimesi varlığıyla varlığımızı var eden Yüce Allah’ın Vedud adından gelmektedir. Anlamı olarak mutlak sevgi ve bağlılıktır.

Alevi inancında ikrar, sevgiyle yerine getirilir. Sevginin olmadığı yerde bağlılık olmaz. Talip Pirini sevecek ki aralarında gönül bağı oluşsun. Çünkü Alevilik gönül yoludur.

Bu ikrar verip teslim olma yoludur.

Yine Kur-anı Kerimin AHZAB SURESİ 56.Ayeti teslimiyet hakkında gelen ayettir.

Allah ve onun Melekeleri, Peygamberi överler.

—Ey indirilene iman edenler! Sizde onu övün ve kurtuluşa ermek için teslim olun.

Kurtuluşa ermek isteyen Güruhu Naci topluluğuna katılmak isteyenler. Ali evine ikrar verirler. Onların ışığı altında Hakk’ın Hakikatine doğru yol alırlar. Bir Talip Pirine teslim olmadıkça gerçek kurtuluşa eremez.

Alevi inancında Talip Peygamber soyundan gelen bir Mürşide bir Pire, Rehbere tam anlamıyla teslim olmadıkça Alevi olamaz.

Mümin olanların imanı tamdır. Müminler tam bir teslimiyet içindedirler.

Kur-anı Kerimin NİSA SURESİ 65.Ayet’inde;

Hayır; Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonrada senin verdiğin hükümde içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam teslim olmadıkça gerçekten iman etmiş sayılmazlar.

Alevi kavramı soydan gelenleri içerdiği gibi evlat olmayıp da teslim olanlarda evlad sayılırlar. Alevi inancında yol oğlu, bel oğlundan önce gelir.

Bu konuda Kur-an’ın HUD SURESİ 45.Ayet’te;

Nuh Rabbine seslendi;

— Rabbim oğlum benim ailemdendi doğrusu senin vaadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedersin.

HUD SURESİ 46.Ayet’te;

— Allah;

— Ey Nuh! o senin ailenden sayılmaz. Çünkü kötü bir iş işlemiştir. Öyle ise bilmediğin şeyi benden isteme. İşte sana öğüt bilgisizlerden olma.

İşte bu ayetlerde de göstermektedir ki belden olup ama imanı olmayanların evlat olmadığını beyan etmektedir.

Ama evlat olmayıp ikrar verip imanı tam olanlar ise evlat olarak kabul edilir.

Bundan dolayıdır ki Aleviliği iki grup içinde işleyeceğiz.

1-) Aile bağı olan yani kan bağıyla soydan gelenler. Bunlara NESEBİ ALEVİ veya BELOĞLU denir.

2-) Kan bağıyla olmayıp soy dışından gelenlere de NASİBİ ALEVİ denir. Soy dışından gelenler ikrar vererek bağlananlara YOLOĞLU veya TALİP denir.

İşte İmam Ali’nin soyundan gelen ve soydan gelmeyip ikrar vererek bağlananların hepsine ALEVİ denir.

İKRAR aradaki bağdır. İkrar varsa bağ vardır. Yoksa bağ yoktur. İkrar verenler Ehlibeyt evine katılırlar. İkrar vermeyenler Ali evine dâhil olamazlar.

Bu iki işleyişi şöylece açıklayalım.

1-) NESEBİ ALEVİ (SOYDAN GELENLER, BELOĞLU)

Soydan gelenler de Nesebi Aleviler de ikiye ayrılırlar.

1-) Keremler Sultanı İmam Ali ile iki cihan serveri Âlemlerin Rahmeti Muhammed Mustafa’nın kızı olan ismet ve iffet deryası Fatıma-tül Zehra’nın evliliğinden dünyaya zuhur eden evlatlarına EVLADI RESUL denilmektedir.

Evladı Resul olan İmam Ali ve Fatma-tül Zehra’nın evliliğinden olan Nesebi Aleviler de ikiye ayrılır.

a-) Barışın simgesi olan Hasan’ül Müçteba’nın soyundan gelenlere ŞERİF denir.

Şerif kelimesinin anlamı ŞEREFLİ SOY demektir. Bu soy daha çok ZEYDİYE MEZHEBİNE bağlıdır.

İmam Hasan’ın Soyu: Müsenna ve Zeyt hazretlerinden yürümüştür.

b-) Şehitler Şahı İmam Hüseyin’in soyundan gelenlere ise SEYİD denir.

Seyid: Efendi anlamına gelir. Yolun Efendileri.

Alevi grubu içinde en çok olanlar Seydiler’dir. Anadolu’daki Rehber, Pir, Mürşitler, Ocaklar İmam Hüseyin soyundan gelenler SEYİDLER’dir.

İmam Hüseyin’in Kerbela da üstlendiği misyon tarihsel bir önem arz etmektedir. Şehitler Şahı İmam Hüseyin Kerbela Çölünde kendisini, Ehlibeyt’ini, Yarenlerini, yakınlarını feda etmeseydi İslam Dini günümüze kadar ulaşması belki de olanak bulmayacaktı. Bu misyondan dolayı Seyidlerin değeri Alevi Toplumu içinde fazla olanıdır.

İmam Hüseyin den sonra hem İmamet hem de Seyidlik İmam Zeynel Abidin’le yürümüştür. Zeynel Abidin den sonra gelen İmamlar Seyid silsilesi içinde yer alırlar.

İmam Hüseyin’in soyundan gelenlere aynı zamanda HÜSEYNİ denir.

İmam ALİ’NİN HZ.FATIMA DIŞINDA DİĞER EŞLERİNDEN DOĞAN ÇOCUKLARI

Keremler Sultanı Aliyyel Mürteza’nın kadınlar Seyidesi Fatıma Anamızın Hakk’a yürümesinden sonra yaptığı evliliklerden doğan çocuklarından devam eden soydur.

Şahı Merdan Aliyyel Mürteza’nın Fatıma-tül Zehra dışındaki eşlerinden doğan çocukları iki gruba ayrılır.

1-) Muhammed Hanifidir. Gelenler ki bunlara HACEGAN denir.

Hacegan: Engin ilme sahip olan aile demektir.

Bu soy içinde en meşhurları Türkistan Piri Şah Hace Ahmet Yesevi’dir. Bu soy genellikle Muhammed Hanefi’nin adına kurulan HANİFİYE veya diğer adı KEYSANİYE MEZHEBİ’ NE bağlıdır.

2-) Celal Abbas’tır. Gelenler ki bunlara EVLADEN denir.

Evladen: Keremler Sultanı İmam Ali’nin Fatıma-tül Zehra’nın iki nuru olan İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Muhammed Hanefi’nin dışında kalan çocuklarından gelen soya verilen isimdir.İmam Ali’nin evlatları olarak adlandırılan çocuklarıdır.

Bu soyun içinden en meşhur olanı Kerbela da İmam Hüseyin’in sancaktarı olan Celal Abbas Hazretleridir. Evlad zincirinden gelenler de 12 İmam silsilesine bağlıdır.

Alevi inancı içerisinde İmam Ali’nin çocuklarının meydana getirdiği 17 Kemerbestlerin 14’ü bu gruba dâhildir. Diğer 3 Kemerbest ise İmam Hasan, İmam Hüseyin ve Muhammed Hanifi’dir.

17 Kemerbestler iki gruptur. Biri İmam Ali’nin evlatlarının meydana getirdiği, diğeri de İmam Ali’nin elinde Kemerbest olandır.

Şerif, Seyid, Hacegan, Evladen olarak ifade ettiğimiz ve İmam Ali’nin soyundan gelenlere Nesebi Alevi, Beloğlu soydan gelenler diyoruz.

2-) NASİBİ ALEVİLER (YOLOĞLU, TALİP OLANLAR, İKRAR VERENLER)

Hidayet Işığı darda kalanların inayet eli, Kerem Kani Şahı Merdan Ali’nin soyu dışında (Nesebi) kalan Müslümanların herhangi birisinin kendi hür iradesi ile Şahı Merdan Ali’nin soyuna bağlanan Rehber, Pir, Mürşitlerden herhangi birisine ikrarı bend olup bağlananlara verilen isimdir. İkrarla bağlananlara NASİBİ ALEVİ denir. Hakk’ın Hakikatini Mürşitler bilir. Bundan Nasip almak isteyenler Talip olur. Talip olanda Hakk’ın Hakikatini Talip eder. Nasibini alır.

Kur-anı Kerim bir Mürşide bağlanmayı, vesileleri en iyi şekilde kullanmamızı ifade ediyor.

MAİDE SURESİ 35.AYET;

— Ey inananlar! Allah’ın gazabından sakının. Ona ulaşmak için vesileye

( Mürşide ) bağlanın ve onun yolunda çok gayret sarf edin ki kurtulasınız.

Hakk’ın Hakikatine,

Göksel hazinenin sırrına,

Marifet denizinin incisine,

Kendinde ki Hakk’ı bulmak isteyenlerin bir Mürşide bağlanması halini hal etmesi gerekir.

Kalıplar bir Mürşide, Pire bağlanmasıyla Talip olurlar. Alevilik hamları has, eğrileri doğruya, kalıpları, Talip çiğleri pişiren gerçeklik yoludur. Bu gerçeklik yolu İmam Ali den onun evlatlarına onlardan da bizlere intikal etmiştir. İşte biz Şahın o gerçek yolunun sevdalılarıyız.

Alevi inancında iki aşama vardır. Bu iki aşamada Kur-anın Maide Suresi 48.Ayetinde açıklanmıştır.

MAİDE SURESİ 48.AYET;

— Ey Muhammed! Kur-anı önce gelen kitabı tasdik ederek ve ona tanık olarak gerçekle sana indirdik. Allah’ın indirdiği ile aralarında hükmet, gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre onların arzularınauyma. Her Peygamber için bir Şeriat ve bir de aydınlık yol (tahrik, Minhac) tayin ettik. Allah isteseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat bu verdikleri ile sizi denemesi içindir. O halde iyilik yapma yarışına girin, hepinizin dönüşü Allah’adır.

Bu ayetle bir toplumun, esenlik, barış, huzur içinde yaşaması için kurallar bütünü Şeriatı, birde kişinin gerçekliğe gitmesi için Tarikatı, aydınlık yolu işaret etmektedir. İşte biz Aleviler bu ayettin gerekleriyle Tarikata aydınlık yola Pirlerimizle, Mürşidlerimizle bağlanırız.

Şeriat inancında şahadet (tanıklık) yeterlidir. Allah’ın birliğine Muhammed Mustafa’nın onun kulu ve elçisi olduğuna inanarak dil ile söyleyip, kalbiyle tasdik eder ve İlahi yasanın kurallarına uyarsa bu yeterlidir. Bu aşama Müslüman olma ve Şeriat ehlidir.

Kişi Müslüman olduktan sonra Maide Suresinin 35.Ayeti gereği Hakk’ın Hakikatine, göksel hazinenin sırrına ulaşmak için bir Mürşide bir vesileye bağlanır . Şura Suresi 35.Ayet gereği güzel Muhammed’in Ehlibeyt’ine sevgi ve muhabbetle bağlanır. Azab Suresi 56.Ayet gereği onlara teslim olur. Allah’ın selam ve salâvatını onların üzerine eyler.Müntahine Suresinin 12.Ayetinde belirtilen koşulları kabul edip bu kurallar eline, beline, diline sahip olup vücut azalarıyla kimseye zarar vermeyeceğine Fetih Suresinin 10.Ayetiyle ikrar verir. Bu andan itibaren aydınlık yola, minhac yoluna girmiş Hakk’ın gerçekliğine doğru yol almaya başlar ve İslam olur. Esenlik, barış içinde yol alır.

Yola giren can teslimiyeti göstermiş olduğundan artık yol oğlu olmuştur. Yani Nesebi Alevi’dir. Alevi inancında ikrar vererek yola giren cana Pirler, Mürşitler Taliplerine evladım, oğlum diye hitap ederler.

MÜRŞİT YOL ATASI, TALİPTE YOL OĞLUDUR.

Mürşidin eşi, annesi, kızı, kız kardeşi ve tüm akrabaları Talibin ana ve bacısıdır. Talibinde eşi, kızı, akrabaları da Mürşidin evlatları ana bacısıdır.

Alevi inancına giriş Ayn-ül Cemle olur. Pirler, Mürşitler yola giren cana yolun kural ve kaidelerini telkin eder. Talipte Allah eyvallah der. Kabul ettiğini beyan eder.

Kur-anı Kerimin MUNTAHİNE SURESİNİN 12.AYETİ;

— Ey Muhammed! İnanmış kadınlar, Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına yalan isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte, sana karşı gelmemek koşuluyla sana biat etmeye (ikrar vermeye) geldikleri zaman, onları kabul et, onlar için Allah’tan bağışlanma dile, doğrusu Allah bağışlayandır. Merhamet edicidir.

Alevi inancında temel değerler olan Eline, beline, diline sahip ol desturu bu ayet emredilmiştir.

Bu Ayetteki koşullar şunlardır:

1-) Allah’ın varlığına tek ve mutlak yaratıcı ve hükmedici olduğuna inanmak.

2-) Hırsızlık, kendinin olmayanı almamak, sahiplenmemek.

3-) Kendi helalinden başkasına bakmamak, zina yapmamak.

4-) Kız çocuğunu öldürmemek, çocuklarına zarar vermemek

5-) Başkalarının çocuklarını sahiplenmemek. Erkek çocuğu olmayan kadınların bazıları cariyelerin çocuklarını sahiplenip, erkek çocuğu dünyaya getirmek şerefine nail olmak, kocasının gözünde değer sahibi olmak için böyle kötü şeyler yaparlardı. Kız çocukları eski Arap geleneklerinde gömülürdü.

6-) Her türlü yalandan uzak olmak.

7-) Güzel işleri yapmak.

8-) İkrar verdiği kişiye karşı gelmemek.

9-) İkrar verirken geçmişte yaptığı yanlış, hata, suçları için Yüce Yaratandan af dilemek.

10-) Allah’ın bağışlayıcı, merhametli olduğunu bilmek.

Alevi inancında Pir’e teslimiyet şarttır. Teslimiyette ikrarla verilir. Kur-anın Fetih Suresi 10.Ayetidir. İkinci Akabe biatında güzel Muhammed bu ayetle Medinelilerin ikrarını almıştır.

FETİH SURESİ 10.AYET;

Ey Muhammed! Şüphesiz sana baş eğerek ellerini (ikrar için) uzatanlar, Allah’a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu ikrardan dönen ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği ikrarı (sözü, biatı) yerine getirene Allah büyük sevap verecektir.

Teslim olacak olan Talip,  Hz. Muhammed’i ve İmam Ali’yi temsilen onun soyundan gelen bir Rehbere, Pire, Mürşide elini uzatarak teslim olur.

Mürşit Müntahine Suresinin ve İlahi yasanın, yolun kuralları olan koşulları telkin edip, Talipte kabul ettikten sonraFetih Suresinin 10.18.-19.Ayetleriyle ikrarlarını alır.

Talip bu ikrarla yola girmiş Alevi olmuştur. Artık yolun kural ve şartlarıyla hareket etmek zorundadır.

İşte Nesebi, beloğlu, soydan gelen Pirlere ikrar vererek yola giren, Nasib isteyen yol oğlunun da hepsine verilen isimAlevi ismidir.